Yusuf ALİOĞLU KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
Yazı Detayı
12 Ekim 2026 - Pazartesi 05:34 Bu yazı 157 kez okundu
 
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Avutulmuş çocuklara verilen şekerlerden yüz çevirdiğimden beri, bir ben kaldım tenhasında gecenin… avutulmamış ben.

 

Uzza ile yoldaşlığa, Hubel ile sırdaşlığa çağrıldığım kırklı yaşlarımda, ‘ellerimi’ göstererek, ay ve güneşin dahi kifayetsizliğini belirttiğimden beri, bir ben kaldım ortasında kahır yüklü pazarların…müstaskil bedenlerin yorgun ruhu ben.

 

Yeğus’u ve Suva’ı, kırk günlük tufanın her damlasıyla beraber arzın çekirdeğine gömdüğümden ve romantik müşrikleri Sümer efsanelerine terk ettiğimden beri, bir ben kaldım Cudi yakınlarında…arz-ı mev’ud’suz mültecilerin firari ruhu ben.  

 

Emin olan adamın yatağında emanetler için güneşi beklediğimden ve mağaralarda sıkıştırılan ikiliyi şirk militarizminin haramilerinden sakındığımdan beri, bir ben kaldım Hendek’lerimde yapayalnız… ayartılmamış ben.

 

Elimi kılıcımın kabzasına koyup Faruk heybetinde davudi bir sesle, ‘Ben gidiyorum, varsa ağlatmak isteyen annesini, dul koymak isteyen karısını ve ağlatmak isteyen çocuklarını arkamdan gelsin’ diyen mağrur gözlerin Mekke sokaklarından vecd ile süzülerek çekilmesinden beri, bir ben kaldım gölgesinde şirk sütunlarının…müdahanesiz ben. 

 

İsa’yı Romalılara kırk paraya sattıktan ve bir şapele sığınarak gözyaşlarımı ihanet kippalarından sakındığımdan beri, bir ben kaldım ruhu çarmıha gerili kalan…satılmamış ben.

 

Samiri’nin koynuna buzağı suretinde giren tih çılgınlarından Harun’un Musa’sını kırk gün ve kırk gece sakındığımdan beri, bir ben kaldım ruhu çöllerde kum gibi ezilip geçilen…çılgınlaşmamış ben.

 

İşi gücü olanlar çekip gittiğinde, bu türkünün korosunda kim kalacak diye uykusuz gecelerden kırk yaş sabahına erdim.

 

Geceleri kravat bağlamayı öğrenen ve giysileri içinde iğreti bir emaneti taşıyan kimliksizleri gördükçe ‘suyun boğduğunu, ateşin yaktığını’ öğrendim.

 

Gözlüklerinin ardına saklanan kişilik iflaslarını izledikçe en büyük meydanlarda yarı belime kadar olduğum yeri kazmak ve bu acıdan ölenlerin anısına sütunlar dikerek göğe ermeyi öğrendim.

 

Kendisini sokaklara karşı denememiş salon dostlarına, gardrob yoldaşlarına ve tatlı su delikanlılarına karşı ‘bir ben kaldım ortasında gecenin; kardelen masumiyetinde ve hiç uyumamış ben’.

 

‘Abdestli kapitalistler’ ile ‘emekçi kapitalistler’in liberal limanlara demirlediklerini gördükçe ‘olmasaydı sonumuz böyle’ dedim dudaklarımı çiğneyerek.

 

Ağlamayı öğrenmekten kahkaha tufanına doğru seğirten bir ahlaksızlıktan sıyrılmayı her deneyişimde, tecessüs erlerinin kırk yaş fısıltıları ile dolu kuşatmalarına tutuldum.

 

Mebzul miktarda satılmışın yarattığı uğultu ile ortalık allak bullak. Orta sınıf yüzeyselliğine ait liberal şovları, kapitalist ayinleri, üretim ibadetlerini, tüketim ritüellerini izledikçe, ‘şu inen yağmura bak, çıkan buluta inat’ dedim.

 

Sağcılaşan solun ve solculaşan sağın iniltilerinden itaat tadında soysuz kültürler devşirildiğini gördükçe, birileri kızsa da, ‘kendimi okumaya’ karar verdim.

                                                                                                

Romantik ahlaksızlıkları ile ‘düşünce sermayesini’ ortalık malına dönüştüren maskelilerin arasından sıyrılarak güneşin doğduğu yöne dönüyorum.

 

Masum sloganlarını kartel danışmanlıklarına terfi ettiren; düşünceyi inşa kabiliyetlerini müteahhitliğe dönüştüren ihanet sembollerinden uzaklaşarak çocukların dünyasına sığınıyorum.

 

‘Besmeleden pekmez sağan’ martavalların modern zamanın ruhu olmaya aday şaklabanlıklarını gördükçe münafikun suresi yalıyor kulaklarımı.

 

‘Muttaki kelimeler’ ile kompradorların euro projelerine hizmet eden bilgi pezevenklerini taşlıyorum Moriya dağından getirdiğim taşlarla.

 

Tavşan kılıklıların yuva değiştirmelerini, maske tazelemelerini öğrendikçe Roger Garaudy’nin, ‘Cemaatimi değiştirdim ama safımı değiştirmedim’ vecizesi yankılanır beyin koridorlarımda.

 

Gözbebeklerinde ebabil kuşları uçuran bir adamın, ‘Waldo, sen neden burada değilsin’ haykırışı çınlıyor, kadına ve şaraba yaltaklanan müsvedde hayatlarda.

 

Işığını kitabın toprağına gömen Cemil Meriç’in; ‘Evlat, bu ülkede sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur. Namuslular ve namussuzlar vardır…’ tespitinde yatan kırk satır filozofisi şahlanıyor burçlarımda.  

 

Kelimeler ülkesinden firari yüzlerin karanlık yanlarına takılıyor kırkıncı fenerim. Zafer sanılan yenilgi saatlerini okuyorum mutaffifin kılıklı tacirlerin kırk yapraklı senet defterlerinde.

 

Bütün aşklara dair yazılmış kutsal kitapları tahrif eden ve tüm sırları kan ve şarapla içen kariyer sarhoşlarını, prestij budalalarını okuyorum ‘Son Gece’ yazılarında.

 

Eşitlik söylemini otel lobilerinde tüketen kadın simsarlarını; hak ve hukuku parti binalarında terk eden entel bozmalarını; inancı ve adanmışlığı holding odalarında terk eden sermaye soytarılarını; bilgeliği akademik kariyer fetişizmine kurban eden malumatfuruşları onurlu vicdanlara havale ederek, ‘kırk hadis’ diyorum ve ‘Erbain Şiirlerini’ ekliyorum.

 

Işıklı salonlarda ya da kalabalık törenlerde, şehrin meydanlarında ya da ana arterlerinde tek tabanca dolaşmalarımın ardında, ‘Geceden karanlık sebebim, geceden mülteci kederim’ yatar; işte bağırıyorum…

 

Bir milyardan fazla insan, üstü çıplak, karnı aç sabahlarken sakalını sıvazlayan ve göbeğinin altında kemer deliğini bulamayan ahund takımının tarihteki yürüyüşüne takılıyor gözüm.

 

Hangi suçtan ötürü öldürüldü / susturuldu / konuşturulmadı / ayıplandı / dışlandı / diyemeyen dilsiz şeytanların meclisine takılıyor gözüm.

 

Kılıçlarını kaldıranların ‘kılıç kalkan’ ekibine dönüşmelerini, bu bir kılıç balığının öyküsüdür diyerek ibretle dinlerken, bira fıçısında yüzen Yunus mukallitlerine dalıyorum. 

                                                                                                                                           

Yılda bir kırkta bir veren, kırk dereden kırk ayrı su getiren ve kırk katır mı kırk satır mı dedirten dünyadan, Amin Maalof’un deyişiyle, ‘çivisi çıkmış dünyadan’, kırk talak ile boşanıyorum.

 

‘Bu şehr ki amansız, göğünü bile çekti üzerimden; dörtnal nal koşan ayaklarıma bukağılar vurdu’ diyerek, entel ironiler arasında, şehrin akıl tutulmalarını izliyorum.

 

Kulağımda Celal’in sesi: ‘Kırk yaşında gazel dökülür bağlar’.

 

Kulağımda meleklerin sesi: ‘Yaşlanıyorum’.

 

1 Mart 2010

 
Etiketler: KIRK, YAŞ, TÜRKÜSÜ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Ekim 2026
Biriktirdiklerim -8-
636 Okunma.
24 Eylül 2026
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
906 Okunma.
09 Eylül 2026
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1136 Okunma.
28 Ağustos 2026
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1163 Okunma.
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
1091 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1071 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1516 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1673 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1725 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2175 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2715 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2123 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2124 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2329 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2693 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3565 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2597 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3525 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2821 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6743 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2207 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2552 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4695 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3974 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3675 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4366 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3282 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3170 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4014 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3615 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3138 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3221 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3742 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2853 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3043 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2778 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3150 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3610 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5131 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3778 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4362 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4336 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5566 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3756 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4770 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4296 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4443 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4123 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4131 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4724 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6057 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8641 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6671 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7586 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5458 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7231 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6414 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6381 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6556 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5546 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5236 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6590 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15912 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4490 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4848 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
5027 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4834 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
5066 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5261 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6575 Okunma.
Haber Yazılımı