Yusuf ALİOĞLU ‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
Yazı Detayı
03 Mart 2022 - Perşembe 14:11 Bu yazı 4599 kez okundu
 
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Her-hangi bir mekan, ticari alan ya da işyeri.

 

Tezgahın ardında duran ve seri bir şekilde siparişleri poşetleyen tezgahtar.

 

Sarıdan kırma zemini ve gümüş ayaklı cam kafesleri ile en fazla yarım metrelik tezgah. Alışların ve satışların, arz ve talebin gerçekleştiği çok boyutlu uzam.

 

Tezgahın beri tarafında sırasını bekleyen müşteriler. Birer arketip misali talep sahipleri, ihtiyaç adresleri, arz edilene belli bir fiyattan talip olanlar yani.

 

‘Tezgahtar, tezgah ve müşteri’ üçlüsünün daracık bir mekandaki kozmolojik oyunu.

 

Kopernik evreninden yatay bir kesit gibi zaman, mekan, madde ve hareket.

 

Biraz sonra irade sahibi ya da iradesiz tüm figürler geri çekilir. Çevrimsel tarihten, helezonik fizik yasalarından bir andır aslında yaşananlar. Darabalar kapatıldığında ya da kepenkler indirildiğinde sahnede sadece kirli beyaz fayansları ile küçük bir mekan vardır artık.

 

Seçim, beğeni, sunum, değerlendirme, mübadele, ihtiyaç, ikram, kabul, ticaret hep burada mı olmuştu. Psikolojik etütler, sosyolojik kareler, kişisel yetenekler, rengarenk görüntüler, yoklama çekmeler, her kafadan ayrı sesler, kefaletler, yazılı ve sözlü akitler, farklı noktalardan tek noktaya odaklanan bakışlar.

 

Nasıl olur? Bunca durumsallık bu minik mekana nasıl sığar?

 

Cabir Bin Hayyan yüzyıllar öncesinden görmüştü bu anı.

 

Ona göre insan kabiliyeti sınırsızdı. Küçücük bir çekirdeğe devasa fikirler sığdırabilirdi. Dağları, ovaları, denizleri harflerden örülü bir heybeye koyup sırtında taşıyabilirdi. Aklını kullanabilirse mevcut malzemeden değişik varlıklar yaratabilir, doğada saklı olanı açığa çıkarabilirdi. İcat değil yani keşif. Değil mi ki bütün zerreler etkileşim halinde idi ve her zerrenin kağıda dökülebilecek, aklın arşivlerine konabilecek bir matematiği vardı.

 

Evet, Hayyan’a göre bütün duygular matematik olarak ölçülebilirdi…

 

Tezgahtar Lehistan’lı müşterileri ile 10. yüzyıldan 15. yüzyıla Arapçadan Latinceye çeviriler yapıldığını konuştukça duvarlarda bir Sibeveyh silüeti dolaşıyordu. Sesler büyük bir özgüvenle soyut bir argüman olmadıklarını haykırıyor ve ping pong topu misali tezgahın ötesine ve berisine geçip işitsel peyzajda ne cevherler saklı olduğunu gösteren tepki, davranış ve duygulara neden oluyordu.

 

İşyeri uzamında canlı ve cansız varlıklar bir harita üzerine serpilmiş sular ve kıtalar gibi duruyordu. Malta Konferansı soğukluğunun dokunmadığı her eşya Marinos’un haritasında yerini ve sınırlarını biliyordu.

 

Tezgaha serilen kumaşlar ve Zigetvarlı Köse İbrahim Efendinin kumaşa çizdiği helyosentrik sistem. Müşteriler bir hayret avcısı gibi sessiz ve keskin bakışlarla, dünyayı evrenin merkezi kılan Batlamyus jeosentriğinden Kopernik’e yani güneş merkezli evren sistemine uzanan kumaş toplarının motiflerinde usul usul yüzüyordu.

 

Bu arada, konuyla ilgili makas değişikliğinin sebep olabileceği gerilimleri yumuşatmaya ve böylece arayı bulmaya çalışan İbrahim Müteferrika ise ‘bu dini bir konu değil. Önemli olan Allah’a iman etmektir’ diyordu.

 

Alıcıların ortasında beliren Bursalı Kadızade-i Rumi ise Pisagor matematiğinin yetersizliğine dikkat çekerek ‘Geometri bilmeyen giremez’ diyen Platon’a tam destek veriyor ve ‘Filozoflar, fakihler, memurlar ve yargıçlar zinhar geometri bilmelidir’ diye avazı çıktığınca bağırıp çağırıyordu.

 

Takas ya da para ekonomisi. İkisi de bir cebir mantığı ve cebir bilgisi ile yol alıyordu. Sanki Halife El-Me’mun emir vermiş de, cebir kitapları yazılmış da, büyük küçük herkes bu ilme vakıf olmuş gibiydi. Pazar yerlerinde dinar, dirhem, sikke, akçe, fels ya da penz üzerinden üçüncü ve dördüncü derece denklemler ile sürüyordu gündelik alış verişler.

 

Sıradaki alıcılar devirdaim ettikçe dünyanın kendi etrafında döndüğüne inananların sayısı artıyor, anneler çocuklarına yeni isimler veriyordu. Çünkü müşterilerin çoğu birazdan, 10. yüzyılın ikinci yarısında Tahran’da kurulan rasathaneye gidecek yolcular gibiydiler.

 

Gıyaseddin El-Kani geometrik olmayan cisimlerin hacmini ve yüzeylerini ölçmüşse müşteriler de pekala aldıkları malzemenin hacmini ve yüzeyini ölçebileceklerdi.

 

Doğu Afrika’dan Sumatra’ya ekvatorun uzunluğu hesaplanmışsa elbette tezgahtar da kulaçla keseceği kumaşın ölçüsünü tayin edebilecekti.

 

Bu arada ‘intihal’ mi demişti abanoz saçlı, pek heyecanlı tıknaz bir alıcı. Yabancısı değildik bu filmin. Mesela birilerinin Huneyn ibni İshak’a ait tıp kitabını ‘Galen’ adıyla ya da İbni Sina’nın kitabü-ş Şifa adlı eserindeki bir bölümü de Aristo ismiyle yayınladığını silmedik daha arşivlerimizden.

 

Her şey o kadar titiz ve dakik ilerliyordu ki, sanki 7. yüzyılda bilgi üretmeye başlayan ve 15. yüzyıl sonuna kadar tüm dünyaya ürettiği bilim ve tekniği sunan bir İslam dünyası bilimler sistematiği vardı karşımızda.

 

Her şey Cabir bin Hayyan’ın gördüğü sonsuz potansiyelin bir nokta üzerinde gösteri sırasını bekler gibiydi. Ve ilgililerine sufle verir gibiydi Hayyan: ‘Noktayı açın evren olsun, evreni dürün nokta olsun.’

 

Noktanın bilgisi her yerdeydi. Galaksiler festivali, atom altı parçacıklarının gala gösterisi.

 

Bu gösteri tüm insanlığa açık ve ücretsizdi.

 

Bu gösterinin amacı ‘eşyanın künhüne vukuf yollarını yoklamaktı.’

 

Bu gösterinin konusu bildiğimiz ve bilmediğimiz her şeydi.  

 

Bu gösterinin dili Adem ve Havva’nın dili idi.

 

Bu gösterinin mekanı Bağdat’taki bir tercüme bürosu, İznik’teki bir medrese, İstanbul’daki bir külliye, Diyarbekir’de El-Cezeri’ye mihmandar bir saray, Cündişapur’daki bir şifahane,  Roma’daki bir müze (acaiphane), Viyana’daki bir rasathane, Petersburg’daki hayalhane veya komedya denilen bir tiyatro, Berlin’deki bir matbaa (tab’hane) ya da Paris’teki bir atölye olabilirdi.

 

Çünkü bilgi Ademoğlu’nun müşterek malıydı.

 

Tayy-ı zamana ya da tayy-ı mekana gerek yok. Ayaklarınızı bastığınız yerden göz retinanız üzerinde belirecek kozmik ekran için tuşa dokunmanız yeterli.

 

Seyretmeye zamanınız var mı..?

 
Etiketler: ‘Tüm, İnsanlığa, Açık, ve, Ücretsiz, Gösteri’,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
288 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
692 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1364 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1537 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1586 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1965 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2569 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1996 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1977 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2164 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2567 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3402 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2482 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3396 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2644 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6616 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2099 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2400 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4567 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3853 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3563 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4239 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3164 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3048 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3888 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3495 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3030 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3112 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3627 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2739 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2921 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2683 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3042 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3500 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5025 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3654 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4249 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4218 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5451 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3661 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4664 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4193 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4338 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4007 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4013 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5933 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8512 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6544 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7461 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5336 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7126 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6297 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6255 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6441 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5433 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5104 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6476 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15403 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4365 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4741 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4914 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4727 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4959 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5160 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6357 Okunma.
Haber Yazılımı