Yusuf ALİOĞLU Batı’da Şehir Tarihçiliği
Yazı Detayı
09 Ekim 2025 - Perşembe 05:16 Bu yazı 2483 kez okundu
 
Batı’da Şehir Tarihçiliği
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Batıda 18. ve 19. yüzyıllarda yaşanan çok yönlü değişim ve dönüşüme bağlı olarak şehir algısında ve şehirlerde de bir hareketlilik gözlenir.

 

İktidarı rahiplerden ve soylulardan devralan aydınlanma aklı, antik zamanların şehirlerini yeni dönemin referansı olarak benimser ve Atina kenti ile Roma Cumhuriyeti örnek alınarak Helenistik şehir formu güncellenir.

 

Şehirleşmenin tarihini kendisiyle başlatan bu akıl, Atina özelindeki şehir kurgusuyla birlikte batılı şehirlerin rasyonelliğini ve birlikteliğini, doğulu şehirlerin ise irrasyonelliğini ve dağınıklığını işleyerek şehre dair her alanda egemenliğini pekiştirmeye çalışır.

 

Oysa başta not etmek gerekir ki:

 

Bazı kaynaklara göre tarihte bilinen ilk şehirleşme MÖ 4400’lü yıllarda Suriye, Filistin, Mısır ve Mezopotamya’da başlamıştır. Başka bir araştırmaya göre Anadolu’da Çatalhöyük’ün milâttan önce 6800 yıllarına varan bir şehir yerleşimi olduğu söylenir.[1] Diğer bir görüşe göre ise ilk şehirler MÖ 3500’lü yıllarda Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır.[2]

 

Ünlü arkeolog Gordon Childe’e göre MÖ 3000 yıllarında Mısır, Mezopotamya ve İndus Vadisinde kentsel devrim gerçekleşmiştir. Benzer şekilde İngiliz antropolog Jack Goody’ye göre şehir kültürü MÖ 3000’li yıllarda Orta Asya’da görülmüştür.[3] Max Weber’e göre de MÖ 5. asırda Akdeniz kıyıları ile Fırat kenarında şehirler varlık göstermiştir.

 

İkinci bir not olarak da şunu belirtip konumuza dönelim. Avrupa’daki köklü değişimlerin arkasında farklı yollarla Avrupa’ya ulaşan başta  Arapça olmak üzere klasik metinlerin yeniden ele alınması ve bunların hayatın her alanında yoğun biçimde kullanılması görülmektedir.[4] Ayrıca Sicilya ve Endülüs tecrübesi, Haçlı Seferleri, Akdeniz Limanları ve buradan kıtanın içlerine uzanan ticaret yolları, tarımdaki gelişmeler gibi bileşenler de bu sürecin diğer faktörleri olarak başlık halinde anılabilir.  

 

Üretim ve tüketim ilişkilerinin yeniden tanımlandığı Sanayi devrimi sonrası kırdan kente göç, nüfus artışı, iş bölümü, uzmanlaşma ve artan kent sayısı batıdaki şehirleşme sürecinin öne çıkan maddi göstergelerindendir. Aynı dönemde şehir nüfusu büyük oranda artmış; örneğin Londra nüfusu 900 binden 4,5 milyona[5] yükselmiştir.

 

Köklerini antik Yunan ve ‘Polis’ tecrübesinden alan bu süreç, arkaik ve modern birçok parametre ile kurguladığı kentleşme sürecinde her coğrafyada olduğu gibi tarihi ve kültürel birikimden etkilenmiştir.

 

Şehirlerin teknik kapasitesi, fikir dünyası, yetiştirdiği önemli isimler ve sonraki çağlara taşıdığı maddi varlıklar bu etkileşimi yönlendiren temel dinamikleridir.

 

Bu olgu üzerine yoğunlaşan Amerikalı yazar Lewis Mumford, “Her nesil, inşa ettiği binalara biyografisini yazar” sözüyle şehirlerin, bünyesindeki yapılar aracılığıyla bir çeşit toplumsal arşiv tuttuğunu vurgular.

 

Batıdaki şehirleşme sürecinde; şehir ve iktisadi hayat, şehrin yönetimi, şehrin demografik yapısı, şehirdeki etnik ve dini gruplar ile şehirli olma bilinci ve kültürü gibi konular öne çıkar. 

 

İkinci Dünya Savaşından sonra dünyanın yeni siyasal kompozisyonu ve zamanın ruhu doğrultusunda şehirlere, sosyal, iktisadî, politik ve fiziksel açıdan değerler yüklenmiştir. Gündelik hayatın, siyasetin ve kültür dünyasının önemli bir öznesi olarak öne çıkan şehirler, 1960’lı yıllardan sonra bilimsel bilginin ve disiplinler arası ilişkilerin de konusu olmuştur.

 

Batıda artık bir disiplin olarak görülen şehir tarihçiliği, ülkemizde maalesef bir ‘ilgi alanı’ olarak varlığını devam ettirmekte[6] ve yeterli akademik ilgiyi görmemektedir.

 

Günümüzde birçok araştırmacı, şehri tarihten, antropolojiden, sosyolojiden, mimari müktesebattan, siyasal bilinçten, dinsel ve etnik aidiyetten, iktisadi yoğunluklardan bağımsız okumanın yanlış olacağını söylemektedir. Gerçekten de şehirdeki maddi varlığı, şehrin çok yönlü kapasitesinden bağımsız olarak tikel bir okumaya tabi tutmak eksik bir analiz olacaktır.

 

Dolayısıyla şehre ait herhangi bir öğeyi anlamaya çalışırken; şehrin biyografisi, tekamül evreleri, beşeri kurumları, şehirlinin mekan tasavvuru ve şehrin kırılma anları gibi röper başlıklar göz ardı edilmemelidir.  

 

Şehir tarihçiliğinde 1980’lere kadar hakim olan yapısalcı ve antropolojik bakış, 1990’lardan sonra postmodern bir eğilim ile dilbilimsel ve göstergebilimsel yönelimlere kaymıştır.[7]

 

1960’lara kadar şehirlerde genellikle mimarî çalışmalar ve siyasî boyut öne çıkarken, 1990’lardan itibaren şehirlerdeki yapılar inşa edenleriyle, mekanlarıyla, içerdiği sembollerle, temsil ettiği sosyal, iktisadî, idarî, dinî ve etnik bağlamları ile değerlendirilmiştir.

 

Bir tür paradigma değişimi olarak değerlendirilebilecek bu süreçte; gündelik hayat, kamusal ve özel alanların yapısı, şehir imgesinde gösterilen siyasî güç gibi kavramlar öne çıkmıştır. Uğur, bu listeye ‘şehir hafızası ve toplumsal hafıza’ gibi konuların da eklenmesi gerektiğini söyler. Başka yazarlar ise bu listeyi, ‘iktidar, patronaj, temsil, sosyal kontrol, şehir kimliği, bölgeler, mekânın kullanımı ve gündelik hayat’ gibi başlıklarla genişletmektedir (Nancy Stieber).

 

Batıda şehir tarihçiliği son yarım yüzyılda bu kulvarda ete kemiğe bürünürken kaynak konusunda da yeni gelişmeler yaşanmaktadır. Örneğin anıların ve fotoğrafların birer belge olarak nasıl okunmasına dair yöntem ve tekniklerin gelişmesi ve yaşayan tanıkların paylaşımları da şehir tarihçiliğine ayrı derinlik katmaktadır. Ayrıca bilgisayar eşliğinde yapılan üç boyutlu teknolojik çalışmalar da sürecin hızını artırmaktadır.

 

Batıda şehir tarihçiliği disiplin düzeyinde ilerleme kaydederken, Batı merkezli paradigmanın hâlâ belirli ‘zaman ve mekan algısı’ ile sınırlı kalması, ulusal sınırların ötesine geçememesi ve Batı dışı toplumları dışlaması, öteki olarak görmesi önemli eleştiriler almaktadır.

 

Avrupa merkezli bakış açısıyla şehirleşme tarihi çalışan Max Weber’in Doğu ve Batı şehirlerini birbirinin ötekisi olarak konumlandırması da bu eleştirler envanterine eklenmelidir. Weberci  yaklaşımda doğu şehirleri, Batı şehirlerinin dezavantajlı, geri kalmış, irrasyonel, geleneksel ötekisi olarak işlenir.[8]

 

Weber’e göre doğu şehirlerinde ‘bağımsız şehir yönetimi’, ‘özerk burjuva’ ve ‘toplumsal dayanışma’ gibi unsurlar bulunmaz. Bunların yerine ‘ata kültü’, ‘yaşlıların yönetimi’ ve ‘klan yapıları’ hâkimdir. Nesnel tespitlerden çok bir paradigmanın şehir özelindeki öznel dışa vurumu olarak okunabilecek bu tasnif, Doğu ve Batı şehirleri arasında bir tür hiyerarşi tesis ederek literatüre eleştiriye açık katkı sunmuştur.

 

Aslında Weber’den önce bir ilerleme hikayesi olarak Hegel’de de egemenlik ve siyaset konuları bağlamında Doğu ve Batı’yı karşıt iki kategori olarak konumlandırmayı görmüştük.

 

Tarih felsefesindeki tarih ve tarih-dışı ayrımı bu bakışın büyüdüğü düşünce rahmi ya da Kant’ın deyişiyle çocukluktan çıkış olarak değerlendirilebilir.

 

Düalist tasavvurdan beslenen doğu-batı kavramsallaştırmasının bu konuda da emperyal güdülerle bir kavrayış tesis ettiğini ve Bauman’ın deyişiyle, uzlaşmaz biçimde farklılaştırılmış iki kutup yaratarak biz ve öteki arasında duygusal mesafe, güvensizlik, kuşku, korku ve çatışma temelinde bir ilişki yarattığı[9] söylenebilir.

 

Bu noktada Metin Kunt’un şu tespiti batılı buyurgan aklı tanıma açısından yerinde olacaktır:

 

“Avrupalıların dünyaya açılmaya başladıklarında edindikleri bir adetleri var. Yeni tanımaya başladıkları toplumları ve yerleri, herhalde daha kolay algılayabilmek için aşina oldukları örneklere benzetirler. Şehirlerden söz ederken örneğin ‘Balkanların Paris’i Bükreş’ gibi ifadeler kullanırlar…”[10]

 

Özetle;

 

Batıda şehir tarihçiliği kendisini başlangıç noktası olarak görmekte ve diğer şehirleri kendi kriterleriyle tanımlamaktadır. Bu tanımlamaya bağlı olarak ötekileştirilen şehirler, İslam medeniyeti özelinde zamanla ‘İslam Şehri’ ya da ‘Doğu Şehri’[11] olarak literatüre geçmiştir. Yargı yüklü bu kavramsallaştırma; planlı olmayan, çıkmaz sokaklarla dolu, irrasyonel, geleneksel, pasif, parçalı, düzensiz, despot, anarşik, duygusal veya gelişmemiş şehirler gibi tüm negatif vurguları aynı anda ifade etmektedir. Dünyadaki şehirleşme süreçlerini bir kıtaya indirgeyen bu yaklaşım, öteki şehirleri ‘Şehir Tarihçiliği’nin konusu dahi saymayarak[12] bilimsel ve insani kriterlere olan mesafesini ortaya koymaktadır.

 

[1] Metin Tuncel, “Türkiye’de Kent Yerleşmelerinin Tarihçesine Toplu Bir Bakış”, İÜ Coğrafya Enstitüsü Dergisi, s.23, İstanbul, 1980.

[2] Alpaslan Aliağaoğlu, Oğuzhan Özkan, Antik Yunan Kentlerinin (Polis) Kentsel Ekoloji Perspektifiyle Değerlendirilmesi, Doğu Coğrafya Dergisi, 2020.

[3] Jack Goody, Avrupa’da İslam Dalgası

[4] Murat Çelik, 12.-16. Yüzyıllar arasında Avrupa’da Tesis Edilmiş Üniversiteler İle Şehirleri, Şehir Tarihi Yazarları: Şehir ve Mekan, 2024.

[5] Ceyhan Yücel, 20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Kentleşmesi Üzerine Bir Derleme, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2020/3.

[6] Yunus Uğur, Şehir Tarihi ve Türkiye’de Şehir Tarihçiliği: Yaklaşımlar, Konular ve Kaynaklar

[7] Yunus Uğur, Şehir Tarihi ve Türkiye’de Şehir Tarihçiliği: Yaklaşımlar, Konular ve Kaynaklar

[8] Umut Erdoğan&Tuğça Poyraz, Ötekileştirilen Şehir: Weber’de Batı ve Doğu Şehirleri Ayrımı, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2023.

[9] Zygmunt Bauman, Sosyolojik Düşünmek, Ayrıntı Yayınları, 1999.

[10] Metin Kunt, Osmanlı Tarihçiliğinin Çerçevesi; ‘Türk-İran Modeli’, Doğu Batı Osmanlılar, 2010, Ankara.

[11] Ahmet Ercivan, Şehir Tarihçiliği ve Türkiye’deki Yansımaları, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi

[12] Özer Ergenç, Şehir, Toplum, Devlet, Osmanlı Tarihi Yazıları, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul,

2012.

 
Etiketler: Batı’da, Şehir, Tarihçiliği,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
288 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
693 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1364 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1537 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1586 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1966 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2570 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1996 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1977 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2165 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2568 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3402 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3396 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2644 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6616 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2100 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2400 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4567 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3853 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3564 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4239 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3164 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3048 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3888 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3495 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3030 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3112 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3627 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2740 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2921 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2683 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3042 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3500 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5025 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3654 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4250 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4220 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5451 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3661 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4665 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4193 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4338 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4008 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4014 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4599 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5933 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8512 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6545 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7462 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5337 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7127 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6297 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6255 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6442 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5434 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5105 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6476 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15403 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4365 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4742 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4914 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4727 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4960 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5161 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6357 Okunma.
Haber Yazılımı