Yusuf ALİOĞLU Kitaplar Dolusu Susmak...
Yazı Detayı
22 Nisan 2021 - Perşembe 16:06 Bu yazı 5359 kez okundu
 
Kitaplar Dolusu Susmak...
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Konuşmanın itibar getirdiği, hatta yetmez inovatif imkanlar sağladığı zamanlarda durmaksızın ve duraksamaksızın ‘konuşuyor konuşmakta olanlar’.

 

Modern zamanların havası ve suyu ile beslenen insan soyut çabalar ile ortaya konmuş entelektüel ürünlere pek rağbet etmiyor.

 

Uzun uğraşılar, soyut kategoriler, bilinegelenlerin kurcalanması, gelenlerin ve eklerinin iğdişlenerek rahatsız edilmesi ile pek işi olmuyor bu aklın.

 

Kağıt, kalem, matbuat işleri pek sarmaz bu kafayı. Günlerce belki de aylarca bir tek kelimenin ardına düşmek, kıtalar aşmak, tozlu raflarda evrak koklamak, kaynakça merak etmek pek işine gelmez.

 

Bu algısal parametrenin yetişme tarzında keşfedilmemiş coğrafyalara kürek çekme, kulaç atma da yoktur. İki denizin birleştiği yöne hikmet yüklü seyahatler, sabır ve derin kavrayışa dair ilgi ve istidad da pek azdır.

 

Ya ne vardır? Ulemanın, umeranın ve urefanın hazırladığı emre amade fetvalarla, asude gölgeliklerde yan gelip yatarak zamanı kokutma, mış gibi yapma, mirasyedilik, anma ve övgüler dizme vardır.

 

Özellikle övgü kategorisinde ilginç bir psikanalitik yöntemle şişinme, kasınma, kabarma ön plana çıkar. Öyle ki bahse konu kişi ve ürün gölgede kalır, bahsedenin yüceltildiği kareler çoğalır.

 

Kısacası bizimki, bahçesine girdiği ve ağaçlarından araklayıp midesini külçelediği bu anlarda bahçe sahibini veya yemişi değil yemişi tarif yeteneğini pazarlar.

 

Bu, yanlı ve yanlış bir okuma biçimidir.

 

Bu yaklaşım, kişiyi ve konuyu nesneleştiren, mesajı öldüren, muhatabı da anlamsız şekilde meşgul eden bereketsiz, dönütsüz, istatistik bir etkinliktir sadece.

 

Mengüşoğlu’nun işaret ettiği gibi, vıcık vıcık hamaset ve şovenizm kokan, kitlelerin bayağı ve süfli haz duygularını sömüren bu etkinlikler kalabalıkları tatmin ediyor görünse de medeniyete katkıdan uzaktırlar.  (Şehir Yollarında Bir Şair Gezgin, Okur Kitaplığı)

 

Özellikle son yıllarda, bazı kapıların aralanması ve yüce yaratıcının ‘yürü ya uyanık’ demesi için sıkça tekrarlanan bu duruma en iyimser yaklaşımla vakayı etraflıca kavrayamama, kavrayış yeteneğini adilce kullanmama ya da ‘nevrotik cesaret’ diyebiliriz.

 

Hicretten önce arkadaş olmanın yarattığı gerilimi ve ödenecek bedeli bilenlerin kararlarını derin dondurucularda saklayıp, güneş iman edenlerin üzerine doğduğunda kışlık erzak misali bir ucundan ve derin hesaplarla yaptıkları imanlarını yeniden tedavüle sokmaları dünden bugüne bilinen bir gerçek, ama hakikat değil.

 

Oysa bilinmelidir ki, akletme kabiliyetini amel-i salih zemininde kullanarak insanlık adına değer üreten ve böylece değerli olanlar anılmak ya da haklarında monografi yazılmak, konferans ve sempozyumlarda konuşulmakla değerli olmazlar. Çünkü onların değerleri emeklerinde ve ürünlerinde içkindir. Ne diyordu Gandhi, ‘yaşamım mesajımdır’. Onun için belki de, okuyucu ile kişi/eser arasına acemi bir bürokratın/akademisyenin girmesi mesaj ve kavrayış arasındaki makası daha da artıracaktır.

 

Bu durumda okuyucu ya da talebe, Yunan Mitolojisinde geçen tanrılarca cezalandırılmış Sisifos misali her defasında kayayı kucaklayıp zirveye taşıyacak ve tam vardığında kaya yeniden aşağıya yuvarlanacaktır. Yani meşgul edilmek suretiyle manadan uzaklaştırılma cezası biteviye devam edecektir.

 

İyi adamlar üzerine konuşmanın itibar ve dahi makam, mansıp kısacası dünyalık getirdiğini söylemiştik. Evet, pandemi ile malul zamanları saymazsak son yıllarda bu eylem yukarıdan aşağıya, soldan sağa hayli yaygınlaştı. Kulleteyn müdavimi cennet kuşlarına ya da çağın ruhunu ıskalamış kör kütük takipçilere sorarsanız bu bir vefa çalışmasıdır; yapmak istedikleri yeni nesilleri kurucu fikir adamlarıyla tanıştırmaktır vesselam.

 

Oysa bunun ardında, hedefteki nesneyi işaretten çok parmaktaki yüzüğe dikkat çekme vardır. Onları anıyoruz derken aslında görünür olma, anılma, kendine yatırım, prestije perestiş ve cv’lere hormon yükleme halleri yaşanmaktadır.

 

Dikkat edilmesi gereken bir diğer bağlı husus da şudur; düşünce yelpazesindeki farklı kesimlerin ilgisine mazhar olan ve mesajları en olmadık adreslerde yankı bulan bu isimler bir kalıba, bir renge, bir çevreye angaje edildiklerinde ilgi sahiplerinin ilgisi azalmakta, kalpleri soğumakta, araya onulmaz mesafeler girmekte, İktisat ilminin tabiri ile ‘eksi dışsallık’ yaşanmaktadır.

 

Mazrufu değil zarfı allayıp pullayan bu yaklaşımın ardında ikinci sınıf bir sosyo-kültürel iktidar öyküsü vardır.  Daima merkez olma ve merkezde kalmaya dair bu istek Ankara’nın müntehir Valisi Nevzat Tandoğan’ı hatırlatıyor. Kaba bir otoriteryenizm ile muhal seçenekleri dahi emrine alarak ‘komünizm de gelecekse biz getiririz’ diyen malum akıl farklı sosyal ve siyasal kulvarlarda ama aynı reflekslerle yoluna devam ediyor. 

 

Dolayısıyla bu tür etkinliklerin bilginin doğası bağlamında fayda zarar analizi ile yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Bilgi ve hikmetten, ilim ve hakikatten bir parıltı olarak ‘maksat hasıl oluyor mu’ diye konuya yeniden bakılmalı. İsimleri ve konuları nimeti paylaşmak misali üretiyor muyuz yoksa bu vesileyle tüketiyor muyuz bir daha düşünülmeli, ‘Dünün mesajı bugünün idrakine sunabiliyor mu’ sorusu sahici ve samimi bir yaklaşımla ete kemiğe büründürülmelidir.

 

Yıllardır tevarüs eden bu şablon karakterin davranış güncesini ve zihni donduran tekrarın tekrarını izledikçe Kafka’yı hatırlayıp, ‘dayanılmaz olan yaşam değilmiş, insanlarmış’ sözü parlıyor kalbimin çatında.

 

Aradaki farkın tefriki adına reyimi sükuttan yana kullanıyor ve ‘kitaplar dolusu susmak’ diyorum…

 
Etiketler: Kitaplar, Dolusu, Susmak...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1230 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1483 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1776 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2465 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1906 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1901 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2040 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2497 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3306 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2410 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3315 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2542 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6560 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2032 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2302 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4492 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3780 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3493 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4146 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3098 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2963 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3795 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3422 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2960 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3048 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3553 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2665 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2845 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2621 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2973 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3431 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4951 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3581 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4177 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4148 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5373 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3591 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4578 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4136 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4270 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3940 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3951 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4532 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5843 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8443 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6478 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7395 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5263 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7071 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6235 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6167 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6377 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5009 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6407 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15125 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4288 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4673 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4850 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4664 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4887 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5038 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6283 Okunma.
Haber Yazılımı