Reklamı Geç
YAZARLAR
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
Yusuf ALİOĞLU
03 Aralık 2025 - Çarşamba 08:13
2341 defa okunmuş.

Farklı parmak izi ya da göz retinası ile her insan, özgün bir kültür ve düşünce coğrafyasıdır.

 

Duyup görebilen, çevreyi tarayabilen, kısacası okuma yapabilen her birey kendi evreninde bir hikâye yazma, bir eser bırakma, anılmaya değer bir varlık olma mücadelesi verebilir.

 

Bu imkânı özgün kalıplar üzerinden kalıcı estetiğe dönüştüren ve sonraki zamanlara arkeolojik bir değer bırakan insanlar, ‘Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş’ diyen şair misali kendi imzaları ile ayrılırlar bu dünyadan.

 

Kanaatimce, ‘Bu dağlar kömürdendir / geçen gün ömürdendir’ diyebilen bilinç yüklü her akıl sahibi bu endişe ve onun beslediği emekle göçmüştür fâni alemden.

 

Ve yine kanaatimce vicdanına yabancılaşmamış her insan, anılmaya değer olma adına yeteneklerini yüce bir gaye için seferber etmiş ve kozmik düzendeki mümtaz yerini almıştır.

 

Zaman, bu çoğulcu koronun evrene serpilmiş sayısız hakikati ve sırrı anlamasının ve düşünce dizgesindeki makul halkaya eklemesinin şahididir.

 

Tarihin yüz akı şahsiyetlerinin bu inanç yüklü eylemlerine baktığımızda;

 

Bazıları hayatı bir şiirle özetler.

 

Bazıları insanlığa bir tiyatro metni, bir film şeridi, bir yağlı boya portresi hediye eder.

 

Bazıları bir nağme demeti ile kulakların ve kalplerin derununa misafir olur.

 

Bazıları bütün bir ömrünü ötekini anlamaya hasreder.

 

Bazıları yeryüzünün omuzlarında anlam kurucu hedeflerle gezinir de ibret almayı ve tarihin izlerini sürmeyi öğretir.

 

Bazıları sürekli araştırma ve öğrenme ahlakıyla bir örneklik bırakır.

 

Bilgece sözler ile durumu hülasa eden örnekler bu konuda serlevha gibidir.

 

İyiyi, güzeli, doğruyu ve adil olanı haykıran Latince, Hintçe, Yunanca, Arapça, Sankritçe, Farsça ibareler göğümüzün yıldızlarına dönüşür.

 

Aşklara, hayallere ve hüzünlere dair notlar yol haritası gibidir mesela. Şakuntala, Baharistan, ya da Şehname bu güzergahın romantik sahneleri; Romeo ve Juliet, Tristan ve Isolde ya da Anna Karanina da bu istikametteki çarpıcı hikayelerdir.

 

Bazıları kelimelerden ve seslerden gönül sarayları, sevgi kuleleri, muhabbet deryaları ya da Cahit Sıtkı misali ‘gece bahçelerinde olgun yıldızlar’[1] yapar.

 

Bazıları paylaşır, hem de ihtiyaçtan arta kalan her şeyi.

 

Bazıları, ‘bu fani alem için beklentiye giren kalbime de kırgınım’ inceliği ile insanın mülkiyet tutkusu ve bencilliği karşısında kalbinin eğilimlerine mesafe koymayı öğretir.

 

Bazıları emeğinden gayrısından uzak durarak bir kahramana dönüşür.

 

Bazıları ikonik bir eser düşler ve mermerden bir kütüphane ile çağlar öncesinden seslenir yeni olan tüm zamanlara.[2]

 

Bazıları bakışarak, bazıları ‘sükûtu seçtim ama hiç susmadım’[3] diyerek, bazıları da zalim sultana karşı hakkı kuşanarak[4] hoş sadânın isyan tohumlarını eker arzın göğsüne.

 

Bazıları, ‘Ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz’[5]derken bazıları ‘Söyleyeceklerim için bir ömür yetmez’ der. Bazıları “Bende sığar iki cihân, ben bu cihâna sığmazam / Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam"[6] derken bazıları da Sokrates gibi ‘Ben bir at sineğiyim, rahatsız etmeye geldim’ diyerek birer çentik atar tarihe.

 

Bazıları ‘tenkit ibadettir’[7] diyerek bazıları da şüpheyi önererek doğru bilgiye ulaşma konusunda yöntem sunar.   

 

Bazılarının gülüşü, ağlayışı, hıçkırığı özgün birer renktir; paragraflarımıza yerleştirilmiş sokak lambaları gibidir onlar. Cümlelerimizi, kelimelerimizi aydınlatırlar; bizde saklı olan bizi gösterirler her birimize.

 

Bazıları ‘Vita brevis, ars longa’[8] der ve neye yoğunlaşmalı sorusuna rehberlik eder.

 

Bazıları tohumladığımız harflere can suyu olur.

 

Bazıları kaskatı kesilmiş kalplere tebessüm etmeyi hatırlatır.

 

Bazıları bir çiçeğe dokunmanın edebini, bir hayvanı okşamanın merhametini öğreten bahtiyarlardır.

 

Bazılarının bulutsuz gökyüzü ya da buğusuz aynalar gibi net, berrak, pırıl pırıl ışıldayan cümleleri vardır. Varlıkları boyut katar eşyaya. Saçtıkları bereket tohumları ile münbit yarınları müjdelerler.

 

Bazıları kaygıyı, endişeyi, gamı, kederi taşır yakalarında birer rozet gibi. Bazıları da nilüfer yapraklarıyla örtünmüş göl kenarında, asude bir akşamın tülden ince iklimi kadar sakin ve huzurludur. Şairin deyişiyle ‘Sükût Sûretinde’dirler.

 

Bazılarının dudaklarında aşina kelimeler sınırları aşar ve bin bir rayiha ile yeniden biçimlenir.

 

Saatlere ya da mevsimlere, yağmura yahut borana dönüşen insanlar vardır. Acının ve kahkahanın, teslimiyetin ve başkaldırının sağlı sollu tutamakları gibidir onlar…

 

Evet! Her hayat tecrübesi kendi özgünlüğünde hoş bir sadâ imkanıdır.

 

Görünen ve görünmeyen iktidarlar karşısında var oluşunu değersizleştirmemek için ömrünü imar eden her duruş, kubbemizde ışıldayan birer hoş sadâ avizesidir.

 

Gök kubbemizdeki cümle hoş sadâya selam olsun.

 

[1] Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş, ‘Gece Bahçelerinde’ Can Yayınları.

[2] Celcus Kütüphanesi, Efes.

[3] Nuri Pakdil, Sükut Sûretinde, Edebiyat Dergisi Yayınları, 2014.

[4] ‘En büyük cihad, zalim sultana karşı adaleti haykırmaktır.’ Tirmizi

[5] Ziya Osman Saba, Geçen Zaman, Rabbim Nihayet Sana, Varlık Yayınları.

[6] Seyyid Nesimi, Gazel.

[7] Metin Önal Mengüşoğlu: Bilge Terzi Mehmet Said Çekmegil. Okur Kitaplığı, 2015.

[8] Hipokrat, ‘Hayat kısa, sanat uzundur.’

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1326
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2250
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1690
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1712
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1825
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3122
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2249
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3131
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2391
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6333
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1887
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2104
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4332
Köprüler ve Çamurlu Sular
3619
Biriktirdiklerim-7-
3361
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3881
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2945
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2730
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3641
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3288
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2782
“Ben de adayım”
2904
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3372
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2521
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2712
Biriktirdiklerim-6
2488
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2827
Engerek Soyu
3282
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4702
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3397
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4036
Libası İdrarlı Adamlar
3992
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5207
‘Ey kötülük!’
3443
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4389
'Sıkıntı yok!'
3998
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4138
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3803
Hakikate Tanıklık Nedir?
3811
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4185
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5688
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8284
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6317
Harf Eken Kelime Biçer
7239
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5130
Çekilin aradan, maradan...
6944
'Biraz da ben konuşayım'
6095
‘Apaçık’ Şiir
6001
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6236
Kitaplar Dolusu Susmak...
5184
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4790
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6266
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
14524
Biriktirdiklerim -5-
4154
Biriktirdiklerim -4-
4526
Biriktirdiklerim -3-
4699
Parayı Nereye Yatırmalı?
4523
Biriktirdiklerim -2-
4752
Biriktirdiklerim -1-
4903
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6134