Reklamı Geç
YAZARLAR
AYDIN'IN ŞAFAĞI
Hasan TOSUN
19 Kasım 2025 - Çarşamba 10:04
1272 defa okunmuş.

Bu yazı, bir çocuğun nefesi için kendi nefesini bırakan, Murat Suyu'nun karanlığına inip bir ışık gibi yükselen Aydın Tutkal’ın hatırasına ithafen yazılmıştır. .

"Bir çocuğun hayatına, kendini feda eden adamın ölümsüz Aydın'ı/lığı doğar.”

Karanlık çöktü Genç’in dağlarına,

Solhan’ın üstünde bir taş titredi içten içe,

Yüzyıllık bir sır, gecenin kulaklarına söylendi.

Bir isim uyandı taşın altından: Aydın.

Benim adım mıydı, yoksa benden önce yürüyen gölgemin mi?

Kiğı’nın sarp kayaları dile geldi:

“Gel,” dedi, “Gece gitti. Acısı kaldı geriye."Dedi. 

Ses benden değildi, bana aitti.

Kaybolmuş çocukluğumun Yüzen Ada’nın kıyısında bıraktığı çığlık geri döndü…

Fakat dönen ben değildim, geleceğimdi.

Karlıova’nın kör suyuna eğildim.

Zaman, suyun önünde diz çöktü.

Suyun altında üç işaret belirdi:

Mavi bir çizgi:

Çapakçur Çayı’nın geciken umutlarını taşıyan ince damar.

Kırık bir taş:

Yayladere’nin patikalarında kanayan dizimin hâlâ sıcak izi çocukluğumun.

Tek göz:

Sülbüs Dağı’nın bana hiç göz kırpmadan bakan kaderi.

Su söylendi ardı sıra:

“Herkes kendinden kaçar… herkes kendine döner.” Dedi. 

Kaçtım.

Kendimden değil, zamandan.

Sonra döndüm; şehir beni çağırmıyordu, hüznümü yaşıyordu artık. 

Kül Çocuk indi şehre.

Benim içimde doğmuş, benimle yanmamış bir çocuk.

Ellerinde Adaklı’nın havasından aldığı solgun bir papatya, avucunda yeniden doğuşun tohumu.

Yaşlı bir kadın ünledi Murat Suyu’nun kıyısında:

“Bu kim diye… Gözleri dert yüklü…” Dedi. 

Kül Çocuk sustu.

Suskunluğunda kaderim büyüyordu.

Bingöl’ün gecesi kara bir kalp gibi atıyordu.

Kimse söylemezdi bunu, herkes duyardı:

Dup… Dup… Dup

Karanlık korku değildi burada.

Kiğı’nın derinliği,

Yayladere’nin sabrı,

Adaklı’nın sızısıydı.

Ve ben…

Bir yanım yara,

bir yanım ateş,

bir yanım gölge,

bir yanım dua ile...

Şehrin kalbiyle aynı ritimde, aynı sızıyla yürüyordum.

Dağın tepesinde ışık oldum. 

Sülbüs’ün sessizliği beni taştan bir beşik gibi sardı.

Sonra bir cümle düştü gökyüzünden:

“Aydın… artık eski Aydın değilsin.”Dedi.

Murat Suyu bana yeni bir isim verdi: Kahraman Aydın.

Hem içimdeki tufan, hem yokluğumun içinden doğan yeni yaşam. 

O gün anladım:

Bu şehir beni büyütmedi,
İsmimi yazdı.

Kiğı’nın taşlarına,

Solhan’ın ayazına,

Yüzen Ada’nın suya değmeyen toprağına kazıdı.

Gece kapandı.

Şehir sustu.

Bir tek evin ışığı sönmedi:

Benim içimdeki ev.

Kaybettiklerim oradaydı,

sustuklarım oradaydı,

bulduğumu sandıklarım oradaydı.

Şehir son kez konuştu:

“Gittin… ama her şeyi geri getirdin. Sevgiyi, insanlığı, erdemi, fedakarlığı." Dedi. 

Eski kapı kapandı, yeni kapı elimde kaldı. 

Ben artık ben değildim.

Bir yürüyen destan oldum.

Bingöl’ün karanlık ışığında yanan bir meşale.

Ve sabah 05.00'da.

Dağların ardından ilk ışık doğdu.

Halk o ışığa şöyle dedi:

“Aydın’ın şafağı.”

Ve ben,

ilk kez kendi şafağıma baktım, düş gibi, dua gibi,

Murat Suyu’nun soğukluğunda kaderin beni unuttuğu o ince vakitte.

Ve kaderin benim için yazdığı son satır eklendi:

"Bingöl’ün Genç İlçe'sindeki Murat Nehri'nde
bir çocuğu kurtardıktan sonra akıntıya kapılıp kaybolan Aydın Tutkal’ın bedeni bulundu."
          
.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
116
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
178
KABAĞINDA BİR AHI VAR
124
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1800
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1210
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
1727
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1358
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1307
O’NUN YANLIZLIĞI
1456
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1284
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1303
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1548
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1252
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1367
Bingöl ve 7 Kardeşi
1513
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1623
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1342
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1461
Aynalara Bakalım
1504
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1612
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1451
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
2900
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2674
YEĞLEMEK
2532
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8300
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4563
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5052
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5695
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5736
YÖNETİŞİM
5030
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
5892
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
10946
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8373
SÖZÜN DEĞERİ
7973
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
7925
KARER YAYLASI
8799
KARA MAHMUT
8446
KİĞI'YA DAİR
8946
AYNI YERDE DURUYORUZ
8687
A KUŞAĞI
8853
Çapakçur' dan Bingöl 'e
9980
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
12890
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12765